Milletin iradesine saygısızlık olarak düşündüğüm bir tabloyla karşı karşıyayız ve kahramanımız AK Parti Erzurum Milletvekili Fatma Öncü.

Biliyorsunuz, mecliste Erzurum’un hakkını savunsun diye gönderdiğimiz vekillerin çoğu zaman sessizliğine alışmıştık ama bu sefer olay sessizliği de aştı, bir 'hayalet vekil' hikayesine dönüştü.

Olay şu: Meclis'te çok kritik bir oylama yapılıyor, yoklama alınıyor. Erzurum vekili Fatma Öncü salonda yok! Ama Meclis Başkanlığı’nın elinde 'ben buradayım' diyen imzalı bir kâğıdı var.

Yani Fatma Hanım fiziksel olarak orada değil ama kâğıdı meclis sıralarında geziyor! İşte bu duruma Meclis Başkanvekili Celal Adan bile dayanamadı, kürsüden ismini okuyup 'Ayıp ya, burada olmadığı halde nasıl kâğıt gönderiyorlar?' diye isyan etti. Evet, yanlış duymadınız; koskoca Erzurum’un vekili, Meclis’te 'yoklama kaçağı' durumuna düştü!"

Peki, Fatma Hanım’ın yerinde olmadığı o an mecliste ne görüşülüyordu biliyor musunuz? Milli Parklar Kanunu. Hani şu Erzurum’un gözbebeği Nene Hatun Milli Parkını, Narman Peribacalarını, doğamızı ve tarihimizi doğrudan ilgilendiren yasa!

Yani Erzurum’un bir sorunu.

Ama gelin görün ki; bu alanların geleceği oylanırken, ‘Erzurum için ne yapabilirim’ demesi gereken vekil salonda bile yok!

Şahsen şaşırmadım. Çünkü bana göre Fatma Öncü, Erzurum siyasetinin gelmiş geçmiş en etkisiz vekilidir. Bu nedenledir ki, kulislerde adı, “ikinci dönemini göremeyecek” şeklinde değerlendiriliyor.

Aslında Fatma Hanım’ın nasıl bir vekil olduğunu Meclis karnesinden anlıyoruz. Girin internete bakın notunu siz verin. Erzurum’un dertlerine dair tek bir soru önergesi yok. İktidar vekili olması 'soru soramaz' anlamına gelmez ama kentin kronikleşen sorunlarına dair bireysel bir çıkışı da yok. Tek başına sunduğu bir araştırma önergesi veya kanun teklifi de yok. Tüm imzaları 'grup kararı' ile atılan toplu imzalardan ibaret.

Şimdi sormayayım mı, Fatma Hanım, Erzurum halkı sizi meclise 'imza makinesi' olun diye mi gönderdi?

Biz 'Vekilimiz mecliste ne yapıyor?' diye sorarken, çok net cevabı Celal Adan veriyor: 'Burada olmadığı halde kâğıt gönderiyorlar, hayret, ayıp!' Evet, bizce de ayıp. Bu halk, sizi meclis sıralarını doldurun, Erzurum’u konuşun, kürsüyü inletin diye oraya gönderdi. Siz ne yapıyorsunuz, salonda bile yoksunuz.

Efendim, o koltuk sizin şahsi mülkünüz değil, Erzurum halkının size emanetidir. Oylamada yoksanız, kürsüde yoksanız, Erzurum’un sokaklarında yoksanız; Erzurumlunun gözünde de gönlünde de yok hükmündesiniz. Bunu da böyle bilin. TIKLA İZLE