Geçtiğimiz haftalarda reklam derdine düşmüş, sanatçı kılığında bir tip Erzurum’un göğsündeki o saf, o samimi cevhere; Naim Hoca’mıza dil uzattı. Saçma sapan bir fıkrayla bu şehrin güzel bir değerini aşağılamaya kalktı. Tabii, Erzurum durur mu? Haklı olarak infial uyandı. Normalde hayatta yan yana gelemeyecek isimler, siyasetçiler, STK’lar tek vücut oldu. Sosyal medya adeta yıkıldı! Naim Hoca’mıza yapılan bu saygısızlığa karşı Erzurum, o bildiğimiz Dadaş duruşunu gösterdi. Buraya kadar her şey harika, göğsümüz kabardı.

Peki, şimdi o ayaklanan zevata, o mangalda kül bırakmayanlara bir çift sözüm var. Toplanın, Aziziye İlçesi Yiğitler Sokağı’na gidiyoruz!

Bakın, burada bir tabela var: 'Naim Hoca Parkı.' Ama park demeye bin şahit ister! Etraf içki şişelerinden geçilmiyor, pislik diz boyu. Naim Hoca’nın adı, kendi memleketinde, kendi insanının eliyle adeta bir viraneye terk edilmiş.

Şık bir şekilde çevrelesenize park dediğiniz yeri, bir oyun gurubu iki oturak koymak çok mu zor? Tabi sadece park değil koskoca Aziziye ilçesi bakımsızlıktan can çekişiyor! Ama kime anlatacağız!? Şimdi soruyorum size; kameralar karşısında, klavye başında Naim Hoca’yı savunurken aslan kesilenler, burayı görünce ne yapacaksınız? Başkasının saygısızlığına haklı olarak bağırıyorsunuz da bu ihmalkârlığın, bu saygısızlığın hesabını kimden soracaksınız? Hadi bakalım, Naim Hoca’nın kemiklerini sızlatan ve adını taşıyan o alanı park yapabilecek misiniz? Görelim.