HABER
Sürün atları Ankara’ya… Dalkavukluk yarışı!

Gazeteci Onur Sağsöz yazdı: Daha düne kadar ‘kesin merkeze alırlar’ diyen binler, bugün Bakan’ın gölgesine girebilmek için takla üstüne takla atıyor.
Dün Vali’ydi.
Bugün İçişleri Bakanı.
Hal böyle olunca, bizim kadim şehirde bir bayram havası, bir ‘yarış’ başladı ki, sormayın gitsin.
Kim daha çok alkışlayacak, kim makama kadar eşlik edecek, kim övgüde kantarın topuzunu daha çok kaçıracak diye soracaktım ki, hepsini gördük.
Bu manzara bana, Erzurum siyasi tarihinin o meşhur İstanbul Kapı hikâyesini hatırlattı. Fevzi Budak hocam bir ara kaleme almıştı, aktarmakta fayda var.
Hikâye şöyle;
Eskiden devlet büyükleri, İstanbul Kapı’da karşılanırdı. Ama o devrin ‘ayar tanımaz’ riyakârları, "Burada beklemek yetmez, Gez Köyü’ne gidelim" demişlerdi.
Yetmemişti, "Ilıca’ya, hatta Aşkale’ye kadar uzanalım" diye birbirlerini yiyorlardı.
Sonunda dönemin Belediye Reisi Zakir Bey, bu dalkavukluk yarışının sonu olmadığını görünce o tarihi ayarı vermişti:
"Oldu olacak, madem riyakârlığın menzil yok; öyleyse sürün atları Erzincan’a!"
Bugün de atlar değilse bile, lüks makam araçları, sosyal medya paylaşımları ve medyamız Erzurum’dan yola çıktı!
Nasıl olsa sınır tanımayan yalakalar için riyakarlığın menzili yok.
Efendim, bir şehirden bir devlet adamının çıkması, bir Vali’nin Bakan olması elbette o şehir için bir kıvanç vesilesidir. Ancak saygı ile dalkavukluk arasındaki o ince çizgi, bugünlerde Palandöken’e çöken sis arasında kaybolmuş durumda.
Daha düne kadar ‘kesin merkeze alırlar’ diyen binler, bugün Bakan’ın gölgesine girebilmek için takla üstüne takla atıyor.
Hani Erzurum, vakur duruşun, Dadaş ağırlığının şehriydi? Gelin görün ki, bugün bazıları yüzünden o ağırbaşlılık, o Dadaş duruşu, bir Bakan gülümsemesi uğruna Ankara yollarında çoktan terk edilmiş görünüyor.
Mesele birine hürmet etmek değil, mesele o hürmeti bir ‘makam vizesi’ olarak kullanma sığlığıdır. Koltuklarını sağlama almak ya da yeni ‘koltuk kapmak’ için devlet adamlarını ‘kutsal bir varlık’ gibi görmek ne o devlet adamına ne de bu şehre yarar getirmez.
Unutulmasın ki; dalkavukların övgüsü, devlet adamının sırtındaki en ağır yüktür. Gerçek dost ve gerçek hemşerilik; yanlışa yanlış diyebilmek, saygıyı, hürmeti dalkavukluğa kurban etmemektir.
Altını çizerek söylüyorum. Eleştirdiğim bir isimdi Vali Bey.
Kendine münhasır, iyi bir insandı.
Ama bana göre iyi bir Vali değildi! Kırk sebep sayarım, şehrin beklentilerini karşılayamadı.
Dünya görüşü umurumda değildi, İskilipli Atıf’a bir Fatiha okumasıyla ilgilenmedim.
Hafızlığı kendineydi, nasıl Kur’an okurdu bilmezdim. Şehrin gazetecisi olarak yönetim politikasını, kriz yönetememesini eleştirdim.
Üç yıl boyunca görev yaptığı şehrimde ne yaptı, neyi değiştirdi, diye sorsam bana kim ne cevap verecek?
Bakan oldu diye bu düşüncelerimden vazgeçecek ya da başkaları gibi yazdıklarımı silecek değilim.
Artık temennim odur ki, Erzurum Valiliğinden çok daha iyi bir İçişleri Bakanlığı yapsın. Çünkü Ankara’nın zemini Erzurum’un yollarından daha kaygandır.























Yorumlar (0)
Yorumlar yükleniyor...
Yorum Yap